Amerikan Dolari
          ALIS : 1.4994 TL
          SATIS : 1.5066 TL

      EURO
          ALIS : 1.9241 TL
          SATIS : 1.9334 TL

İşadamları Başbakan Erdoğan’a niye karşı
 Süleyman Yaşar

Süt Kokan İşler Yapın
 Mustafa ÖZEL

Ekonomide Yeni Balon
 Eser KARAKAŞ

Türkiye-Suriye ilişkilerinde yılın 365 günü bayram olsun istiyorum
 Dr. Rüştü BOZKURT

Şafak öncesi zifiri karanlık!
 İbrahim ÖZTÜRK

 
 
Şafak öncesi zifiri karanlık!







Ağustostan beri üretim, istihdam, ihracat ve kapasite kullanım oranlarından gelen veriler gerçekten insanı korkutuyor. Bazıları bu verileri 2001 krizi ile mukayese ederek olayın ne kadar vahim olduğunu göstermeye çalışıyor.

Oysa bu mukayese kesinlikle yanlış. Zira 2001'de kriz yerli idi. Daha çok finansal sektörle ilgiliydi. Reel ekonomide kalıcı etkiye yol açmadan sürece müdahale edilebildi. Zira önce IMF kredileri, ardından da diğer yabancı kaynaklar devreye girdi. Dış âlemde talep zaten vardı. Bunun üstüne kallavi devalüasyon da gelince Türkiye'nin bir iki seneliğine rekabetçi gücü toparlandı, ihracat fırladı. Bu fırsatı kullanırken, arka arkaya gelen reformlar ile verimlilik de hemen her kategoride yükseldi.

Oysa şimdiki krizi dışarısı çıkardı. Çok daha da derin. Kriz, finansal sektörden çoktan reel sektöre sıçradı. Ufukta derin bir durgunluk var. Makul bir devalüasyon yaşansa ve emtia-enerji fiyatları hızla düşmüş olsa da, dışarıda ve içeride talep yok. Finansman kanalları da daraldı. Yardım etmek için aylardır peşinde dolaştığımız IMF'nin kendisi himmete muhtaç.

Hal böyle olunca tabii ki bu kriz 2001 krizini mumla aratabilir. Açıkçası dış âlemdeki gelişmeler içeriye daha yeni yeni yansıyor. Ancak, 2009 yılının ikinci yarısında, bilhassa Obama ve paketinin işe yaraması durumunda, Türkiye kesinlikle çok daha önce ve daha hızlı olarak yaralarını sarmaya başlayacak. Dışarıda büyük bir 'güven erozyonu' yaşanırken, içeride talep yetersizliği var. Dışarıda güveni tazelemek ve ardından bunun talebe yansımasını temin etmek çok zor. Oysa bizde ortak bir iletişim ve dayanışma ile iç talebi hareketlendirmek kolay. Gerçekten de TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu çok isabetli bir şekilde bu noktaya temas ediyor: Kriz kolay para akıtılarak ve piyasaların ardına düşerek çözülecek türden değil. Esas olan güveni tesis etmek üzere kredi kanallarının açık tutulması, işletmelerin işletme sermayelerinin takviye edilmesi, ihracat kredilerinin devreye sokulması, işçi çıkarmayı önleyici desteklerin devreye girmesi suretiyle iç talebin harekete geçirilmesi. Bunu temin etmek üzere hükümetin elinde yeterince araç var gözüküyor.

Tersinden de bakalım, eğer bu başarılmazsa yüzde 20'leri aşan orandaki ihracat gerilemesi, yüzde 15'leri aşan sanayi düşüşü, yüzde 64'lere gerileyen kapasite kullanım oranları ile ekonominin 2009'da bırakın yüzde 3-4 büyümesini, yüzde 10'ları aşan oranda rahatlıkla küçülmesi beklenmeli.

O halde mali disiplin, enflasyon mücadelesi odaklı lafları bir kenara bırakmak lazım. Allah'tan enflasyon ve cari açık tepetaklak düşmeye başladı. Merkez Bankası'nın faizi düşürmek için eli güçlendi. Para Politikası Kurulu'nun bugünkü toplantısından en az 100 baz puan indirim bekliyorum. İşler tersine giderken banka nasıl 'şok etkisi' yapmak üzere 400 baz puan artışa gidebilmişti, şimdi de tersi yönde aynı şoku yapmalı. Bunu tek bir ayda değil ancak en fazla iki ay içinde başarmalı ve politika faiz oranlarını bir an evvel yüzde 12 bandına geri çekmelidir. Dünyanın 'sıfır faize ve durgunluğa' çakıldığı bir ortamda akıl dışı bir faiz cenneti olmaya gerek yok. Böylece kurda yaşanan son artışın da orada kalıcı olmasını temin etmiş oluruz. Bu faiz düşüşüne rağmen Türkiye'ye yabancı sermaye girişleri devam edecek, korkmayın.

Birkaç ay daha dişimizi sıkacağız. Ancak krizin gereğini yapmalı ve işbirliği ve ortaklıkları çok etkinlikle denemeliyiz. Baksanıza hükümet "Birleşin, vergiden muaf olun." diyor.

15 Ocak 2009, Perşembe
 
 
Bize Ulaşın | Dilek ve Şikayet Formu
   
Her hakkı saklıdır © 2009 Tasarım ve Uygulama : Side Bilişim